Hukuk Dergisi
Adaletin, vicdanın ve aklın disiplinine ayrılmış bağımsız akademik mecra.
Diamond Open Access · Yazardan ücret alınmaz · 80 günde sonuç
APC alınmaz, hiçbir aşamada ücret talep edilmez.
Ön inceleme → hakemlik → karar — planlı takvim.
Her makaleye kalıcı DOI · TR Dizin & DOAJ uyumlu.
CC BY 4.0 · Çalışmanız Google Scholar'da bulunur.
Hukuk, bir toplumun zamanla biriken vicdanıdır. Türkiye'de bu vicdan; Tanzimat fermanından Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye'ye, 1924 Anayasası'nın kurucu iradesinden bugünkü reform tartışmalarına uzanan iki yüzyıllık bir yolculukta şekillendi. Hukuk Dergisi, bu uzun yolculuğun bugünkü halkasıdır.
Bir derginin kuruluş gerekçesi, sorduğu soruda saklıdır. Bizim sorumuz şu: Türk hukukunun her dalında, hakemli, açık erişimli ve düşünce özgürlüğünü merkeze alan bağımsız bir akademik mecra olmadan, bu ülkede hukuk düşüncesi nasıl ilerleyebilir? Bu sorunun mütevazı cevabı, elinizdeki bu mecradır.
Burada yayımlanan her makale; akademisyenin, hâkimin, savcının, avukatın ve hukuk öğrencisinin ortak vicdanına seslenir. Hiçbir yazar, makale işlem ücreti ödemez; hiçbir okuyucu, abonelik duvarıyla karşılaşmaz. Her metin CrossRef DOI'siyle kimliklendirilir, CC BY 4.0 ile özgürce dolaşır ve çift kör hakemlik süzgecinden geçer. Mecramız Diamond Open Access ilkesindedir.
Türk hukuk yayıncılığının kökleri 1869'da yayımlanmaya başlayan Mecmua-i Fünun ve onu izleyen Hukuk-ı Aile Kararnamesi tartışmalarının bilim kürsülerine taşındığı dönemlere uzanır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası, ardından Ankara Hukuk Fakültesi Mecmuası, Türk hukuk doktrininin sistematik birikiminin başlıca mecraları oldu.
Bu mecranın editöryal duruşu net bir tercihten doğmuştur: hukuk akademisi, popüler söylemin değil; gerekçeli akıl yürütmenin kürsüsüdür. Bir makale; sansasyonel başlığa, taraflı kestirimlere, kanıtsız genellemelere değil; metodolojik sağlamlığa, kaynak yetkinliğine ve özgün katkıya dayanır. Türk hukuk düşüncesinin gerçek zenginliği, kararlardan, kanunlardan ve doktrinerden oluşan üç katmanlı bir okumayla ortaya çıkar.
Bu sayfa, Hukuk Dergisi'nin sadece bir vitrini değil; aynı zamanda Türk hukuk düşüncesine dair kısa bir rehberdir. Aşağıdaki başlıklarda; adaletin toplumsal anlamından hukuk devleti ilkesine, anayasa hukukundan uluslararası hukuka, akademik yayıncılığın etiğinden açık erişimin felsefesine değin, bir editör masasından sizinle paylaşmak istediğimiz çerçeveyi bulacaksınız. Hem deneyimli akademisyenler için pratik bir referans, hem hukuk öğrencileri için bir kavramsal harita, hem de hukukla ilgilenen geniş okur kitlesi için anlaşılır bir giriş kapısı olmayı umuyoruz.
Türk Hukuk Düşüncesinin Mecrası
İki yüzyıllık modern Türk hukuk geleneği — Mecelle'nin tedvininden bugünkü doktriner birikime.
Türk hukuk düşüncesi, tek bir kaynaktan beslenmedi. Roma-Cermen ailesinin ana kodifikasyonları — Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu — bu topraklara 1926 ile 1957 arasında, İsviçre ve Almanya hukuk geleneklerinden uyarlanarak girdi. Ancak bu uyarlama mekanik değildi: her hükmün altında, Mecelle'nin tedvin geleneğinin bıraktığı sistematik düşünce yatıyordu.
Bugün hukuk dergisi okuyan ya da makale yazan herkesin farkında olması gereken bir gerçek vardır: Türk hukukçusu, hem Kara Avrupası ailesinin doktriner geleneğine hem de İslam hukuk düşüncesinin metodolojik mirasına eş zamanlı sahiptir. Bu çifte miras, dünyadaki pek az hukuk çevresinde bu yoğunlukta yaşar.
Hukuk Dergisi'nin var oluş gerekçesi, bu mirası kuru bir akademik egzersize indirgemeden, güncel hukuki sorulara taşıyabilen bir yazı geleneği kurmaktır. Yargıtay içtihatlarından Anayasa Mahkemesi kararlarına, AİHM kararlarından doktrin tartışmalarına bütün bir hukuk düşünme alanı için tek bir mecra hedefliyoruz: özgür, hakemli, erişilebilir.
Bu mecranın editöryal duruşu net bir tercihten doğmuştur: hukuk akademisi, popüler söylemin değil; gerekçeli akıl yürütmenin kürsüsüdür. Bir makale; sansasyonel başlığa, taraflı kestirimlere, kanıtsız genellemelere değil; metodolojik sağlamlığa, kaynak yetkinliğine ve özgün katkıya dayanır. Türk hukuk düşüncesinin gerçek zenginliği, kararlardan, kanunlardan ve doktrinerden oluşan üç katmanlı bir okumayla ortaya çıkar.
Adaletin Toplumsal Anlamı
Bir mahkemenin duvarına asılı süs değil; bir vatandaşın güveninin adı.
Adalet, bir mahkemenin duvarına asılı süs değildir. Bir toplumda adalet, sokağa çıkan vatandaşın güvenliği, sözleşme yapan tüccarın öngörüsü, hakkını arayan işçinin umududur. Adalet kavramı soyut görünür; ama yaşandığı yer son derece somuttur — bir aile mahkemesinin duruşma salonu, bir noter masası, bir savcılık ifade odası.
Türk toplumu, adalet talebini tarih boyunca yüksek sesle dile getirmiştir. Dîvan-ı Mezalim'den günümüz Anayasa Mahkemesi'ne; halkın "padişaha şikâyet" geleneğinden bireysel başvuru hakkına uzanan kesintisiz bir çizgi vardır. Bu çizgi gösterir ki adalet talebi, kurumlardan önce gelir; kurumlar adalete cevap vermek için doğmuştur, tersi değil.
Bu derginin sayfalarında adalet kavramı, sadece felsefi bir başlık değil; her makalenin altında yatan ölçüdür. Bir doktrin tartışması, bir içtihat analizi ya da bir kanun değişikliği yorumu yapılırken sorduğumuz nihai soru sabittir: Bu yorum, adaletin somut hayata ulaşmasına hizmet ediyor mu?
Adaletin toplumsal kıymeti, bir mahkemenin verdiği tek bir kararla değil; binlerce sıradan kararın oluşturduğu güven duygusuyla ölçülür. Bir vatandaş, çocuğunun velayet davasında adil bir karar verileceğine inanıyorsa; bir küçük esnaf, alacağı için açtığı davada hakkını arayabileceğini düşünüyorsa; bir işçi, kıdem tazminatı için gittiği iş mahkemesinde dinleneceğine güveniyorsa — toplumda adalet vardır. Aksi halde, kaç tane Yargıtay kararı yazılsa da yetmez.
Hukuk Devleti
Devletin kendi koyduğu kurallarla bağlı olmayı bir lütuf değil, bir borç olarak kabul ettiği siyasi düzen.
Hukukun Üstünlüğü
Hukukun üstünlüğü ilkesi, siyasi iktidarın hukuk normlarıyla sınırlandırılmasıdır. Kanun yapıcı dahil, anayasa ile bağlıdır; idare, hâkim ve vatandaş aynı normların ölçüsü altındadır. Devletin gücü; ne kralın, ne çoğunluğun, ne de polisin elinde tek başına meşrudur — meşruiyet hukuktandır.
Kanun Önünde Eşitlik
Anayasa'nın 10. maddesi, hiç kimseye, hiçbir zümreye, hiçbir aileye ayrıcalık tanınamayacağını söyler. Bu cümle, hukuk devletinin omurgasıdır. Eşitlik yalnız kanun metninde değil, kanunun uygulanmasında da gerçek olmadıkça, hukukun üstünlüğünden söz edilemez.
Hukuki Güvenlik
Birey, bugün yaptığı işlemin yarın geriye etkili biçimde aleyhine yorumlanmayacağını bilmelidir. Belirlilik, öngörülebilirlik, kazanılmış haklara saygı; bunlar olmadan bir ekonomi de, bir toplum da, bir hukuk sistemi de işleyemez. Hukuk güvenliği, sessiz ama vazgeçilmez bir özgürlüktür.
Hukuk devleti, ilan edilen değil; gündelik kararlarda ölçü alınan ilkedir. Bir hâkimin gerekçesinde, bir savcının iddianamesinde, bir idarenin işleminde, bir yasama tasarısının metninde — her gün yeniden inşa edilir ya da aşındırılır. Bu yüzden, hukuk devleti ilkesi sadece anayasa hukukçularının değil; medeni hukukçunun, vergi hukukçusunun, idare hukukçusunun, hatta usul hukukçusunun da daimi gündemi olmalıdır. Hukuk Dergisi, alanlar üstü bu ilkeyi yayın gündeminin temel ölçüsü olarak benimser; sayfalarında bir başlığın değil, bir duruşun adını arar.
"Adalet, kuvvetin yenilmesi değil; kuvvetin hukuka tabi olmasıdır."
Türk Hukuk Tarihi
Mecelle'den 1982 Anayasası'na — bir hukuk düzeninin iki yüzyıllık metinleşmesi.
Türk hukuk tarihi okumadan Türk hukukunu okumak; bir cümleyi noktasından okumaya benzer. 1839 Gülhane Hattı, 1856 Islahat Fermanı, 1876 Kanun-i Esasi, Mecelle, 1924 ve 1961 Anayasaları, 1926 Medeni Kanunu, 1982 Anayasası — her biri kendi döneminin sorularına verilmiş hukuki cevaplardır. Bugün karşılaştığımız sorunların pek çoğu, bu cevaplara geri dönmeyi gerektirir.
Cumhuriyet'in ilk on yılı, dünya hukuk tarihinde eşi az bulunur bir kodifikasyon hamlesidir: İsviçre Medeni Kanunu (1926), Alman ticari sistemi, İtalyan ceza usulü kanunundan büyük ölçüde uyarlamalar — ama hepsi Türk hukuk doktrininin süzgecinden geçmiş çevirilerdir. Bu hız, bir yandan modernleşme iradesinin yoğunluğunu gösterir; öte yandan, derin bir doktriner uyum sürecinin kapısını açmıştır.
1961 Anayasası, sosyal hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve anayasa mahkemesi gibi kavramları Türk hukukuna kurumsal biçimde getirdi. 1982 Anayasası, sonraki kırk yılda otuza yakın değişiklikle güncellendi; bireysel başvuru hakkı, 2010 referandumuyla anayasal sistemimize girdi. Bugün hukuk dergisinde tarihsel bir analiz yapan akademisyenin önündeki birikim, son derece zengindir.
Türk hukuk tarihinin bir başka yüzü ise sessiz, ama belirleyici olmuştur: Yargıtay'ın 1868'den bu yana sürdürdüğü içtihat üretimi, Danıştay'ın 1868'de Şûrâ-yı Devlet adıyla kurulduğu tarihten itibaren idare hukukuna kazandırdığı sistematik, Anayasa Mahkemesi'nin 1962'den bu yana verdiği kararlar — bunların hepsi, yazılı kanunların yanında, Türk hukuk düzeninin gerçek dokusunu örer.
Hukuki Düşünce Özgürlüğü
Bir hukukçunun yazma özgürlüğü, sadece o hukukçunun değil; toplumun da çıkarınadır.
Bir hukukçunun yazma özgürlüğü, sadece o hukukçunun değil; toplumun da çıkarınadır. Bir mahkeme kararını eleştirmeden hukuk doktrini ilerleyemez; bir kanun maddesini sorgulamadan yasama düzeltilemez; bir içtihat değişikliğini tartışmadan hukuki düşünce zenginleşemez. Eleştiri, hukukun sıhhatidir.
Hukuk Dergisi, özgün düşünceyi koruyan editöryal bağımsızlık ilkesini benimser. Buraya gönderilen makaleler, yazarın kurumsal pozisyonuna, akademik unvanına ya da siyasi görüşüne göre değil; argümanın gücüne ve hakemlik sürecinin sonucuna göre değerlendirilir. Bir hukuk dergisinin en kıymetli sermayesi, editöryal masasının özgürlüğüdür.
Türkiye'de hukuk yazını, son yirmi yılda çok sesli bir alana dönüştü. Anayasa hukuku, ceza hukuku, idare hukuku alanlarında karşıt görüşler bir arada yayımlanıyor; bu çoğulluk, hukuk düşüncesinin sıhhatinin işaretidir. Bizim hedefimiz, bu çoğulluğun sürdürülebilir, açık ve hakemli bir kanalda akmasına aracılık etmektir.
Düşünce özgürlüğünün hukuk akademisindeki karşılığı, fikri çoğulculuktur. Tek bir yorum çizgisinin egemen olduğu bir dergi, kısa sürede bir kürsünün uzantısına dönüşür; uzun vadede ise bilimsel ağırlığını kaybeder. Bizim taahhüdümüz tersinedir: aynı meseleye dair üç farklı yorumu da, üçü de gerekçeli olduğu ölçüde, bu mecrada birlikte okuyabilmek.
Akademik Hukuk Yayıncılığı
Bir disiplinin nasıl konuştuğunu kaydeden ortak hafıza.
Akademik hukuk yayıncılığı; bir disiplinin nasıl konuştuğunu, hangi sorularla meşgul olduğunu ve hangi cevapları zaman içinde rafine ettiğini kaydeden ortak hafızadır. Bir dergi sadece makale değil; yerleşik bir tartışma kültürü, bir doktriner gelenek ve nesilden nesile aktarılan bir yöntem mirası taşır.
Bir hukuk dergisinin kalitesi; kabul edilen makaleler kadar reddedilen makalelerin de niteliğinden anlaşılır. Yayın etiği, telif hakları, intihal kontrolü, çıkar çatışması beyanları, yapay zekâ destekli yazımın şeffaf bildirimi — bunlar bürokratik formaliteler değil; akademik üretimin geçerliliğinin temel teminatlarıdır. Hukuk Dergisi, COPE ilkelerini ve DOAJ uyum standartlarını başvuru anından itibaren uygular.
Yirmi yıllık yayın deneyiminin bize öğrettiği şey şudur: Sürdürülebilir bir hukuk dergisi, sansasyonel başlıklarla değil; düzenli, disiplinli ve gerekçeli hakemlik süreciyle ayakta durur. Bu derginin yayın takvimi yoğun değil; planlı, hakemlik süreleri kısa değil; öngörülebilirdir.
Akademik yayıncılığın altın kuralı tek cümleyle özetlenebilir: Yazar saygısı, hakem saygısı, okuyucu saygısı. Yazara saygı, makalenin değerlendirme sürecinin şeffaflığı ve zamanında geri bildirim ile gösterilir. Hakeme saygı, raporlarının ciddiye alınması, görüş ayrılıklarının açıkça yönetilmesi ve emeklerinin akademik olarak tanınması ile mümkün olur. Okuyucuya saygı ise, sayfalara çıkan her metnin gerçekten hakemli olduğuna olan güveni boşa çıkarmamakla başarılır.
Çift Kör Hakemlik
Yazarın kimliği hakemden, hakemin kimliği yazardan gizlenir.
Yazar, kimlik bilgilerinden arındırılmış metni dergiye yükler; editör masası ön incelemeden geçirir.
İki bağımsız hakem, alan uzmanlığına göre, kör koşulla atanır. Çıkar çatışması beyanı zorunludur.
Hakemler özgün katkı, metodolojik tutarlılık, kaynak yetkinliği ve hukuki argümantasyon güçlerini değerlendirir.
Editör masası, hakem raporlarıyla birlikte nihai kararı verir; gerekçesiyle yazara iletir.
Çift kör hakemlik süreci her zaman pürüzsüz değildir; bazen hakemler arasında derin görüş ayrılıkları çıkar. Bu durumlarda üçüncü hakem devreye alınır, gerekirse editör masası ek değerlendirme yapar. Yaşadığımız bu tartışmalar, derginin değil; bilimsel sürecin sağlığının göstergesidir.
Hakemlik, gönüllü bir akademik hizmettir; ama gönüllülük gevşeklik anlamına gelmez. Hakemden beklenen, makaleyi belirli bir takvim içinde, gerekçeli ve yapıcı bir biçimde değerlendirmesidir. Hukuk Dergisi'nin hakem havuzu; akademisyenler, yüksek mahkemelerin emekli üyeleri, deneyimli avukatlar ve alanında doktoralı uzmanlardan oluşur.
Açık Erişim
Bilgi, kapı parası ile değil; eleştiri ve hakemlik ile filtrelenmelidir.
Açık erişim, akademik bilginin abonelik duvarı arkasında değil; kamu malı olarak dolaşması ilkesidir. Bir hâkim, bir savcı, bir avukat, bir hukuk öğrencisi, bir gazeteci ya da kendi davasını okuyan bir vatandaş; bir makaleye erişmek için aylık abonelik ödememelidir. Bilgi, kapı parası ile değil; eleştiri ve hakemlik ile filtrelenmelidir.
Hukuk Dergisi, Diamond Open Access modelini benimser. Bu modelde ne yazardan APC (article processing charge) alınır, ne de okuyucudan abonelik bedeli istenir. Yayın giderleri editöryal kurul ve gönüllü destekçi yapısıyla karşılanır. Bu, sürdürülebilirliği zorlayan ama bilimsel meşruiyeti güçlendiren bir tercihtir.
Tüm makaleler Creative Commons BY 4.0 lisansı altında yayımlanır. Yazara atıf yapılması koşuluyla, her makale serbestçe kopyalanabilir, çoğaltılabilir, türev çalışmalarda kullanılabilir. Bu lisans tercihi, açık erişimin hukuki çerçevesini açık kılar ve kullanıcıya yorum belirsizliği bırakmaz.
Açık erişim, sadece bir dağıtım modeli değil; bir bilimsel değerler manzumesidir. Her makaleye CrossRef DOI atanması, içeriğin kalıcı olarak adreslenebilmesini sağlar; arşiv stratejisi olarak LOCKSS ve CLOCKSS uyumlu yedekleme, bilginin sürdürülebilir biçimde korunmasını teminat altına alır. TR Dizin, DOAJ ve Google Scholar entegrasyonu, makalelerin akademik dolaşımının önündeki engelleri kaldırır.
"Audi alteram partem."
Diğer tarafı da dinle — adil yargılanmanın özü.
Anayasa Hukuku
Devletin örgütlenmesi ile bireyin korunması arasındaki ince çizginin hukuku.
Anayasa hukuku, devletin örgütlenmesi ve bireyin korunması arasındaki ince çizginin hukukudur. 1982 Anayasası, kuruluş iradesini değişen tarihsel koşullarda otuza yakın değişiklikle yenilemiş; 2010 değişikliği ile bireysel başvuru yolu, 2017 değişikliği ile yeni hükümet sistemi anayasal mimariyi kökten dönüştürmüştür.
Anayasa Mahkemesi, soyut ve somut norm denetiminin yanı sıra, bireysel başvuru kararlarıyla artık günlük hukuk hayatının doğrudan aktörüdür. Yargı kararlarında AİHM içtihatlarına yapılan referansların yoğunluğu, anayasa hukukunun Avrupa hukuk düzeniyle iç içe geçtiğini gösterir.
Anayasal yorum, kanun yorumundan farklıdır: kullanılan dil daha genel, korunan değerler daha temeldir. Bir anayasa hükmü, kanun koyucunun zihnindeki belirli bir soruna verilmiş cevap değil; gelecek nesillere bırakılan bir kurucu metindir. Bu yüzden anayasa hukukunda lafzi yorum tek başına yetmez; sistematik, amaçsal ve dinamik yorum yöntemleri devreye girer.
Anayasa hukukunda son yılların en yoğun gündem maddelerinden biri, ölçülülük ilkesinin somut uygulanmasıdır. Bir temel hakka müdahalenin meşru olabilmesi için elverişlilik, gereklilik ve orantılılık testlerinin birlikte sağlanması gerekir. AYM, ölçülülük denetiminin teknik mimarisini özellikle bireysel başvuru kararlarında kademeli olarak ayrıntılandırmıştır.
Ceza Hukuku ve Adil Yargılanma
Devletin en sert müdahalesinin sınırlarını çizen hukuk — her hükmü, bir özgürlük hesabı.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 2004'te yürürlüğe girdiğinde modern ceza hukuku doktrininin pek çok ilkesini sistematik biçimde Türk hukukuna taşıdı. Kusur sorumluluğu, hukuki kategori olarak suçun unsurları, manevi unsurun nüansları — hepsi bu kanunla netleşti. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, usul güvencelerini Avrupa standartlarına yakınlaştırdı.
Adil yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde ve AİHS'in 6. maddesinde güvence altındadır. Bu hak, soyut bir başlık değil; kovuşturmanın her aşamasında karşılığı olan somut güvencelerden oluşur: bağımsız ve tarafsız mahkeme, makul sürede yargılanma, savunma hakkı, susma hakkı, çelişmeli yargılama, gerekçeli karar hakkı.
Suçların ve cezaların kanuniliği — nullum crimen, nulla poena sine lege — modern ceza hukukunun kurucu ilkesidir. Hiç kimse, işlendiği anda kanunda açıkça suç olarak tanımlanmamış bir fiil sebebiyle cezalandırılamaz; kanunun öngördüğünden ağır bir ceza uygulanamaz. Bu ilke, ceza hukukunda yorum yöntemlerinin sınırlarını belirler: kıyas yoluyla suç ihdas edilemez, kanunun lafzı sanık aleyhine genişletilemez. Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi bu ilkeyi açıkça düzenler ve modern ceza hukukunun omurgasını teşkil eder.
Türk ceza hukuku doktrini, son yirmi yılda hem klasik teorik tartışmalara hem de güncel olgulara odaklanan zengin bir literatür üretti. Suça iştirak, içtima, manevi unsur, hata kuramı, hukuka uygunluk sebepleri — bu klasik başlıkların yanında; siber suçlar, çocuk istismarı suçlarının nitelikli halleri, terör mevzuatının uygulanması, kadına yönelik şiddet düzenlemeleri, mağdur hakları gibi konular da yoğun akademik üretimin alanına girdi.
Masumiyet Karinesi
Masumiyet karinesi, ceza muhakemesinin omurgasıdır. Şüpheli ya da sanık, kesin hükümle mahkûm olana kadar suçsuzdur. Bu ilke yalnızca mahkeme salonunda değil; medyada, idarede ve toplumsal söylemde de geçerlidir. İhlali, devletin değil, bireyin maliyetini büyütür.
Tabii Hâkim İlkesi
Hiç kimse, kanunen yetkili olmayan bir merci önünde yargılanamaz. Olağanüstü ya da kişiye özgü mahkemeler, anayasal sistemde yasaklıdır. Tabii hâkim ilkesi, yargının siyasi keyfîlikten arınmasını sağlayan en eski güvencelerdendir.
Medeni Hukuk
Doğumdan ölüme — bireyin kişisel ve mal varlığı ilişkilerinin sessiz çatısı.
Medeni hukuk, doğumdan ölüme kadar bireyin kişisel ve mal varlığı ilişkilerinin alanıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 2002'de yürürlüğe girerken hem 1926'dan miras İsviçre sistematiğini koruyan hem de aile hukukunda kapsamlı yenilikler getiren bir tercih yaptı. Kadın-erkek eşitliği, evlilik birliğindeki mal rejimi, velayet anlayışı — hepsi yeniden düzenlendi.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 2012'de yürürlüğe girerek modern borç teorisini, dürüstlük kuralını ve tüketici koruma duyarlılığını yeni bir dille kodifiye etti. Aşırı ifa güçlüğü, genel işlem koşulları, ödenmeyen kredi kartı borcuna ilişkin hükümler — günlük hayatın hukuki sorunlarına dair önemli açılımlar sundu.
Medeni hukuk doktrininde Yargıtay içtihatları, neredeyse kanun maddesi kadar belirleyicidir. Bu yüzden bir medeni hukuk makalesinin sağlığı; sadece kanun yorumuyla değil, içtihat analizinin titizliğiyle de ölçülür.
Kişiler hukukundan eşya hukukuna, miras hukukundan tüketici hukukuna; medeni hukukun her alt dalı, modern hayatın yeni soruları karşısında doktriner cevap üretme sorumluluğuyla yüz yüzedir. Dijital miras, kripto varlıkların terekedeki konumu, yapay zekâ destekli sözleşme akdi, kişisel verilerin korunması ile özel hayatın sınırları — bu sorular klasik medeni hukuk dogmasıyla birebir cevap üretmez. Akademik bir dergi olarak Hukuk Dergisi, bu yeni soruların derinleştirildiği zemin olmayı hedefler.
Türk medeni hukuk öğretisi, kanun maddesi okuma geleneğinin yanında, kavramsal sistematiğin titiz bir takipçisidir. Bir kavramın hukuk düzeni içindeki yeri, başka kavramlarla ilişkisi ve içtihatla şekillenen dinamik anlamı — bu üç boyut birlikte düşünülmedikçe medeni hukuk doktrini sığ kalır. Bu yüzden iyi bir medeni hukuk makalesi; sadece bir hükmün açıklaması değil, bir kavramın dokusuna yapılan bir katkıdır.
Ticaret Hukuku
Öngörü, basiret ve şeffaflığın hukuku.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 2011'de yürürlüğe girerek şirketler hukukunu Avrupa Birliği müktesebatına yaklaştırdı; bağımsız denetim, kurumsal yönetim, e-ticaret uyumu, anonim şirkette pay sahipliği hakları yeniden tasarlandı. Modern ekonomik aktivitenin hızı, ticaret hukukunu en dinamik hukuk dalı haline getirdi.
Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri, Rekabet Kurumu kararları, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tebliğleri — ticaret hukuku artık tek bir kanunun içinde okunamaz. Düzenleyici otoritelerin idari kararları, ticari hayatın gündelik hukukunu oluşturur.
Kripto varlıklar, yapay zekâ destekli sözleşme yönetimi, akıllı sözleşmeler, fintek düzenlemeleri — son beş yılın ticaret hukuku gündemini şekillendiren konuların hepsi, doktriner cevap bekleyen yeni alanlardır. Hukuk Dergisi bu alanda özgün analizleri öncelikli olarak değerlendirir.
Ticaret hukukunun bir başka önemli yüzü; tahkim, alternatif uyuşmazlık çözümü ve uluslararası ticari sözleşmeler alanıdır. ICC, UNCITRAL ve New York Konvansiyonu çerçevesinde Türk yargısının verdiği tenfiz kararları, Türk tahkim doktriniyle birlikte okunduğunda son derece zengin bir literatür ortaya çıkar.
İdare Hukuku
Devletin idari gücüyle birey arasındaki ilişkinin hukuku.
İdare hukuku, devletin idari gücüyle birey arasındaki ilişkinin hukukudur. Bir belediye ruhsatından, bir KDV iadesine; bir disiplin cezasından, bir kentsel dönüşüm planına kadar idarenin tüm tek yanlı işlemleri bu hukukun konusudur. Anayasa'nın 125. maddesi, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine açık olduğunu söyler — bu, modern hukuk devletinin temel direğidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri Kanunu ve Danıştay Kanunu, idari yargının temel çatısını kurar. Danıştay içtihatları, idare hukukunun yaşayan kaynağıdır; bir Danıştay daire kararı, zaman zaman bir kanun değişikliğinden daha kalıcı etki bırakır.
Kamu hizmeti, kamu malı, kamulaştırma, idari sözleşmeler, idari yaptırımlar — idare hukukunun klasik başlıkları bugün veri yönetimi, dijital hizmetler, yapay zekâ destekli karar süreçleri gibi yeni tartışma alanlarıyla genişlemiştir.
Düzenleyici otoritelerin yükselişi, idare hukukunun son otuz yıldaki en önemli kurumsal dönüşümüdür. EPDK, BDDK, SPK, RTÜK, KVKK, Rekabet Kurumu, Kamu İhale Kurumu — her biri kendi alanında ikincil mevzuat üretiyor, denetim yapıyor, idari yaptırım uyguluyor. Bu otoritelerin işlemlerinin hukuki sıfatı, denetim usulü, yargısal denetim olanakları — idare hukukunun bugünkü gündemini oluşturan en zengin başlıklardır.
İnsan Hakları Hukuku
Anayasa Md. 90/5 ile Türk hukukunun ayrılmaz parçası.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni 1954'te onayladı; bireysel başvuru hakkını 1987'de tanıdı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin zorunlu yargı yetkisini 1990'da kabul etti. Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrası, usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan hakları sözleşmelerinin, kanunlarla aynı maddedeki düzenlemelerin farklı olması halinde sözleşmenin esas alınacağını söyler.
AİHM kararlarının iç hukukta uygulanması, anayasa mahkemesi bireysel başvuru içtihadı ile birlikte, son yirmi yılın en yoğun hukuk gelişme alanıdır. Yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü, adil yargılanma, özel hayata saygı, ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, mülkiyet hakkı — her başlık, Türk hukuk literatüründe binlerce makaleye konu olmuştur.
Hukuk Dergisi, insan hakları hukuku alanındaki içtihat analizlerini, karşılaştırmalı hukuk çalışmalarını ve doktriner tartışmaları öncelikli olarak yayın gündemine alır. Bu alandaki yazı, sadece bir hukuk dalı değil; modern hukuk devleti idealinin sıhhat göstergesidir. Türk hukukçusunun bu yapıyı bütünleşik bir bilgi olarak okuması; bir AİHM kararını sadece sonucuyla değil, gerekçesiyle ve doğurduğu iç hukuk etkileriyle değerlendirmesi gerekir.
İnsan hakları, modern dünyada hem ulusal hem uluslararası bir hukuki çerçevenin konusudur. AİHM, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, Avrupa Konseyi mekanizmaları ve giderek artan biçimde Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararları, bu çok katmanlı yapının asal aktörleridir.
Uluslararası Hukuk
Devletlerin ve uluslararası örgütlerin oluşturduğu bağımsız hukuk düzeni.
Uluslararası hukuk, devletlerin ve uluslararası örgütlerin oluşturduğu bağımsız hukuk düzenidir. Türkiye, BM Şartı'nın kurucu üyelerindendir; NATO, Avrupa Konseyi, AGİT, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi pek çok uluslararası örgütün üyesidir. Bu çoklu üyelik, Türk hukukunu sürekli olarak uluslararası hukuk normlarıyla diyalog halinde tutar.
Deniz hukuku, hava hukuku, uluslararası ceza hukuku, uluslararası özel hukuk, antlaşmalar hukuku, devletler hukuku — uluslararası hukukun her alt dalı, Türkiye'nin coğrafi konumu ve diplomatik etkinliği nedeniyle, Türk hukukçusu için yalnızca teorik değil; pratik bir alandır.
Uluslararası hukuk makaleleri, Türk doktriner geleneğin uluslararası akademik çevreyle iletişim kurabildiği en doğal alandır. İngilizce yayın seçenekleri ve uluslararası indeksleme uyumu, Hukuk Dergisi'nin bu alandaki yazıya verdiği önemin pratik yansımalarıdır.
Uluslararası hukuk pratiği, Türkiye'nin önündeki birçok güncel meseleyle iç içedir: göç ve sığınmacı hukuku, sınır aşan uyuşmazlıkların çözümü, uluslararası yatırım tahkimi, uluslararası ceza yargılaması, deniz yetki alanı tartışmaları. Bu meselelerin hiçbiri tek bir hukuk dalına sığmaz; çoğu, anayasa hukuku, idare hukuku ve uluslararası hukukun kesişiminde yer alır.
Karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge tartışmaları, Türk uluslararası hukuk doktrininin köklü meselelerindendir. Bu meseleler sadece teknik hukuk soruları değil; aynı zamanda devletlerin egemenlik anlayışlarının ve dış politika tercihlerinin hukuka yansıdığı alanlardır. Hukuk Dergisi, bu alanda Türk doktrininin tarihsel birikimini güncel uygulamalarla buluşturan analizleri özellikle değerlendirir.
Hukuk Dallarına Göre İçerik
Anayasadan bilişim hukukuna, vergi hukukundan iş hukukuna — her dalda hakemli akademik içerik.
Yargı Bağımsızlığı
Hâkim, vicdanına ve hukuka tabidir — başka hiçbir otorite önünde değil.
Anayasa'nın 138. maddesi açıktır: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler." Bu cümlenin değeri, yazıldığı tarihten itibaren her gün yeniden ölçülür. Yargı bağımsızlığı, anayasal bir slogan değil; günlük hukuk hayatında karşılığı olan bir teminat sistemidir.
Hâkim ve savcı atamaları, terfi süreçleri, disiplin işlemleri, mahkeme yetki alanları, dosya dağıtım yöntemleri — bu pratik konuların her biri, yargı bağımsızlığının somut bileşenleridir. Türk hukuk doktrini, son otuz yılda bu alana ilişkin son derece zengin bir literatür biriktirmiştir.
Yargı bağımsızlığının yanında, tarafsızlık ilkesi de aynı anayasal güvencenin bir parçasıdır. Bağımsızlık, hâkimin dış müdahaleye karşı korunmasıdır; tarafsızlık, hâkimin iç dünyasındaki önyargılara karşı duruşudur. Bir hâkim, yapısal olarak ne kadar bağımsız konumda olursa olsun; somut bir davada tarafsız davranamıyorsa, adil yargılanma teminatı gerçekleşmiş olmaz.
Yargı bağımsızlığı, son tahlilde, hukukun başka her şeyin önüne geçtiği bir kurumsal düzenin adıdır. Bir mahkeme kararı; çoğunluk istediği için, iktidar gerektirdiği için ya da medya bekliyor diye değil; sadece hukuk gerektirdiği için verilir.
Hukuk Felsefesi
"Hukuk nedir?" sorusunu hukukun içinden değil; bir adım dışından soran disiplin.
Hukuk felsefesi, "hukuk nedir?" sorusunu hukukun içinden değil; bir adım dışından sorar. Doğal hukuk anlayışı, hukuki pozitivizm, hukuki realizm, eleştirel hukuk çalışmaları — her biri farklı bir cevap önerir. Bu cevapların hiçbiri kesin değildir; ama her bir cevabın ardındaki argüman, bizim günlük hukuk anlayışımızı şekillendirir.
Türk hukuk düşüncesinde hukuk felsefesi geleneği, Hilmi Ziya Ülken'den Yılmaz Aliefendioğlu'na, Yasemin Işıktaç'tan Kemal Gözler'e uzanan kuşaklarda kesintisiz biçimde sürdü. Bu gelenek, hem Kıta Avrupası geleneğine sıkı sıkıya bağlı kaldı hem de Anglo-Sakson literatürü Türkçeye taşıdı.
Hukuk Dergisi, hukuk felsefesi alanındaki özgün katkıları öncelikli olarak değerlendirir. Çünkü doktriner bir tartışmayı, içtihat analizini ya da kanun yorumunu sağlam yapan şey, çoğu zaman altında yatan felsefi temelin berraklığıdır.
Hukuk felsefesinin bugünkü gündemi, klasik tartışmaların ötesindedir: yapay zekânın hukuki kişiliği, algoritmik adalet, kararların açıklanabilirliği, otonom sistemlerin sorumluluk rejimi, dijital insan hakları. Bu sorular, hukuk felsefesini sadece bir tarihsel disiplin değil; geleceğe dair en güncel sorgulamanın kürsüsü haline getirir.
Hukuk Sosyolojisi
Yazılı kuralın değil; yaşanan kuralın peşine düşen disiplin.
Hukuk sosyolojisi, yazılı kuralın değil; yaşanan kuralın peşine düşer. Bir kanun maddesinin kâğıt üstündeki anlamı ile sokaktaki anlamı çoğu zaman örtüşmez. Hukuk sosyolojisi tam da bu mesafeyi inceler: hukuk normu nasıl üretilir, kim tarafından nasıl algılanır, hangi sosyal koşullarda etkili ya da etkisiz olur?
Türk hukuk düşüncesinde sosyolojik bakış, Niyazi Berkes'ten Cahit Tanyol'a, Adnan Güriz'den günümüze uzanan bir çizgide gelişti. Aile içi şiddet, kentleşme, dijital ortam suçları, kolektif eylem hukuku — sosyolojik bakışın hukuki analize getirebileceği derinlik, doktriner okumayı zenginleştirir.
Karşılaştırmalı hukuk çalışmaları, sosyolojik perspektifle birlikte okunduğunda, sadece "başka ülkelerde ne yapılmış" sorusuna değil; "bu çözüm bizim toplumsal yapımızda nasıl bir etki yaratabilir" sorusuna da cevap üretebilir.
Hukuki epistemoloji, hukuk sosyolojisinin yanı başında duran kardeş disiplindir: hukuki bilginin doğası, hukuk normunun hangi anlamda "bilgi" sayıldığı, mahkeme kararlarının epistemik geçerliliği — bütün bu sorular hukuk düşüncesinin altyapısını ilgilendirir. Hukuk akademisinin günlük tartışmalarının çoğu, ne yazık ki bu epistemik temele inmeden yürür. Hukuk Dergisi, bu temele inmeye cesaret eden çalışmalara özellikle yer ayırır.
Hukuk sosyolojisinin Türk literatürdeki bir başka önemli ekseni, kırsaldan kente göç süreçleri, modernleşme ile gelenek arasındaki gerilim, dini ve etnik aidiyetlerin hukuki ilişkilere yansıması gibi temalardır. Bu temalar; iş hukuku, aile hukuku ve idare hukuku alanlarındaki birçok güncel sorunun kökünde durmaktadır. Sosyolojik perspektifle yapılan analiz, klasik doktriner okumayı tamamlayan değerli bir katman sunar.
Hukuk Metodolojisi
Bir normu nasıl okuyacağımızın, hangi yorum kuralının öncelikli olacağının disiplini.
Hukuk metodolojisi, bir hukuk normunu nasıl okuyacağımızın, hangi yorum kurallarının hangi durumda öncelikli olacağının, doktrin ile içtihat arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağının disiplinidir. Lafzi yorum, tarihsel yorum, sistematik yorum, amaçsal yorum, anayasaya uygun yorum — her biri bir aletten ibarettir; ustaca kullanılması gereken aletlerden.
Türk hukuk doktrini, metodolojik bilince son derece duyarlı bir gelenektir. Bir Yargıtay kararının doğru okunması için sadece sonucuna değil; ulaşıldığı yola da bakmak gerekir. Bir Anayasa Mahkemesi kararının değerlendirilmesi; karşı oy yazılarının argümantasyonunu, kullanılan yorum yöntemini, atıf yapılan içtihatları kapsamlı okumayı gerektirir.
Metodolojik bilinç, yalnızca akademik bir nezaket değil; aynı zamanda bir entelektüel dürüstlüktür. Bir araştırmacı, hangi yorum yöntemini benimsediğini açıkça belirtmediğinde, hangi kanaatin nereden geldiği belirsizleşir.
Doktrin ve İçtihat İlişkisi
Doktrin, mahkemenin gerekçesini önceden hazırlayan teorik birikimdir; içtihat, mahkemenin yaşayan cevabıdır. Sağlıklı bir hukuk düzeni, ikisinin diyaloğundan beslenir. Doktrini reddeden bir içtihat fakirleşir; içtihada kulak vermeyen bir doktrin gerçeklikten kopar.
Hukuk Eğitimi ve Akademisyenlik
Bir hukuk fakültesi bir derginin yarısı; bir dergi bir hukuk fakültesinin yansımasıdır.
Türkiye'de hukuk eğitimi, son yirmi yılda hızla genişledi; bugün yetmişin üzerinde hukuk fakültesinde, on binlerce öğrenci, hukukçu olmaya hazırlanıyor. Bu büyüme, hem fırsat hem de sorumluluk getirdi: hukuk akademisinin niteliği, eğitimin niteliğiyle birlikte ölçülüyor.
Bir hukuk dergisi, akademik üretimin nabzıdır. Genç araştırmacının ilk yayını, doçentlik dosyası, profesörlük çalışması, doktora tezinden çıkan makale — bütün bu üretim, dergilerin sayfalarında somutlaşır. Hukuk Dergisi, akademik yükselişin her aşamasındaki yazara, hakemli ve tutarlı bir kürsü sunmak için kuruldu.
Akademisyenlik, sadece bir meslek değil; bir sorumluluktur. Hukuk akademisyeninin sorumluluğu, sadece öğrencisine değil; yargı pratiğine, mevzuat tartışmalarına ve toplumun hukuki kültürüne yöneliktir. Bu sorumluluğu paylaşan bir kürsü olmak; Hukuk Dergisi'nin önündeki uzun vadeli hedeftir. Akademisyen, bir kürsünün arkasında durduğu kadar, yazılı sözünün arkasında da durmak zorundadır; çünkü yazılı söz, bir öğretim üyesinin geride bırakacağı en kalıcı mirastır.
Hukuk öğrencisinin yaşadığı çağda, bilginin kaynağı çoğaldı; ama bilginin niteliğini ayırt etme sorumluluğu da büyüdü. Yapay zekâ destekli arama araçları, hızlı erişim sağlıyor; ancak hangi metnin gerçekten hakemli, hangisinin gri literatür, hangisinin doğrulanmamış görüş olduğunu ayırt etmek, hukuk öğretiminin yeni becerilerinden biridir. Hakemli ve açık erişimli bir hukuk dergisi, tam olarak bu ayırt etme becerisinin somut bir örneğidir: bir kaynak ne kadar güvenilir, hangi süzgeçten geçmiş, hangi ölçütlerle yayımlanmıştır?
Hukuk eğitiminin geleceği, üç eksende inşa edilecektir: nitelikli içerik, eleştirel düşünme alışkanlığı ve etik duyarlılık. Bir hukuk fakültesi, öğrencisine kanunları ezberletmek için değil; hukuki düşünme becerisini kazandırmak için vardır. Bu beceri ise sadece sınıfta değil; tartışmaya açık, hakemli, çoğul akademik mecralarda gelişir.
Hukuk Dergisi, bu mecraların biri olmaya — başka dergilerle birlikte, onlarla yarış içinde değil; aynı amaca hizmet ederek — talip olmuştur. Türk hukuk düşüncesinin önündeki yüzyıl, bu sayfalarda da yazılacaktır. Bu yüzden bizim için her okur potansiyel bir yazardır, her yazar gelecekteki bir hakemdir, her hakem bir editöryal sorumluluk taşıyıcısıdır. Bu hukuk dergisi, sözünün arkasında duranların ortak adresidir.
2026 Güz Sayısı için Çağrı
Editöryal kurul, aşağıdaki tematik dosyalar için özgün makale, kitap incelemesi ve karar notu kabul ediyor. Yazar kimliğiniz, hakemden gizli tutulur.
Yapay Zekâ ve Hukuk
Algoritmik karar verme, otonom sistemlerin sorumluluk rejimi, üretken yapay zekânın telif hakkı sorunları, hâkim yardımcısı yapay zekâ uygulamalarının yargısal güvencelerle ilişkisi.
Anayasal Reform Gündemi
Hükümet sistemi tartışmaları, anayasal vatandaşlık, bireysel başvuru reformu, anayasa yargısının hak güvencelerindeki rolü, ölçülülük denetiminin doktriner gelişimi.
Veri Koruma ve Dijital Haklar
KVKK uygulamasının on yıllık bilançosu, sınır ötesi veri akışları, çocukların dijital koruma rejimi, biyometrik veriler, KVKK ile AB GDPR arasındaki yorum farkları.
Bu dosyaların dışındaki güncel hukuki konularda da gönderim açıktır. Karar incelemesi, kanun yorumu, karşılaştırmalı hukuk çalışması ve doktriner tartışma metinleri kabul edilir.
Akademik Yükselişiniz için Bir Mecra
Doktora yayınınızdan profesörlük dosyanıza, hakemli akademik mecra arayan herkes için.
Akademik Dosyanız için
Doçentlik (ÜAK) ve profesörlük başvurularında hakemli yayın gerekliliğini karşılar. CrossRef DOI ile uluslararası kataloglanır.
Hızlı ve Şeffaf Süreç
Ön inceleme 10 gün, hakemlik 30 gün, nihai karar 15 gün. Yayın takvimi öngörülebilir; sürpriz yok.
Daha Fazla Atıf, Görünürlük
Açık erişim makaleler, abonelik duvarı arkasındaki çalışmalardan ortalama 3 kat daha fazla atıf alır. Çalışmanız Google Scholar ve TR Dizin'de doğrudan bulunur.
Diamond Open Access
APC (article processing charge) yok. Hakemlik ücretsiz, yayın ücretsiz, okuyucu için ücretsiz. Ne yazardan, ne okuyucudan para alınır.
Bağımsız ve Çoğul Editöryal Çizgi
Yazarın kurumsal pozisyonu, unvanı ya da siyasi görüşü değil; argümanın gücü değerlendirilir. Karşıt görüşler aynı sayfada yer alır.
Türkçe + İngilizce Yayın
Makaleler tam metin Türkçe yayımlanır; İngilizce özet ile uluslararası akademik dolaşıma girer. İsteyen yazarlar İngilizce tam metin de sunabilir.
Gönderimden Yayına · 4 Adım
Sürecin her aşaması, sizinle açıkça paylaşılır. Şeffaf takvim, gerekçeli geri bildirim, kalıcı arşivleme.
Kayıt + Yükle
Hesap açın, makalenizi yazar rehberindeki şablonla yükleyin. Kimlik bilgileri otomatik olarak hakemden gizlenir.
10 Gün
Editör masası kapsam, etik uygunluk ve teknik kalite kontrolünü yapar. Onaylanan makaleler hakemlik aşamasına geçer.
30 Gün
İki bağımsız alan uzmanı, gerekçeli rapor yazar. Görüş ayrılığında üçüncü hakem devreye girer. Tüm raporlar yazarla paylaşılır.
DOI + Açık Erişim
Kabul edilen makale CrossRef DOI alır, TR Dizin / DOAJ / Google Scholar'a aktarılır. CC BY 4.0 ile özgürce dolaşır.
3 Dakikada Hesap Açın · APC Yok · Süreciniz Şeffaf
Türk Hukuk Düşüncesine Katkıda Bulunun
Doktora öğrencileri, doçent adayları, profesörler, hâkimler, savcılar, avukatlar ve uzman araştırmacılar — bu mecra sizin akademik üretimiz için kuruldu. Çalışmanız bu sayfalarda layık olduğu hakemli okuyucusunu bulur; siz, akademik dosyanız için ihtiyaç duyduğunuz hakemli yayını.
Hukuk Dergisi'ne katkı sağlamanın birden çok yolu vardır: özgün araştırma makalesi gönderebilir, hakem havuzumuza yazılabilir, yayımlanmış bir makaleye yanıt makalesi kaleme alabilir, alan editörlüğüne aday olabilir, ya da sadece bir okur olarak akademik tartışmayı izleyebilirsiniz.
3 Dakikada Hesap · Argon2id Güvenliği · KVKK Uyumlu
Bir hukuk dergisinin gerçek ölçüsü, içinde yer alan tek tek makalelerin niteliğinden çok; o derginin yıllar içinde ne tür bir tartışma kültürü kurabildiğidir. Bizim umudumuz, Türk hukuk düşüncesinin yarınki kuşağının bu sayfalarda kendi seslerini bulması, kendi sorularını sorabilmesi, kendi cevaplarını gerekçelendirebilmesidir. Yolumuz uzun, adımımız mütevazıdır; ama sözümüz açıktır ve sözümüzün arkasında dururuz.